

Geçmişten Günümüze Azınlık Vakıflarının Mal Edinmeleri Sorunu
128
Görüldüğü üzere, cemaat vakıflarından beyanname istenmesinin
temel gerekçesinin bu vakıfların Devlet tarafından denetlenmesini
sağlamak ve denetlemenin yapılabilmesi için de söz konusu vakıfla-
rın o ana kadar fiilen tasarrufu altında tuttukları ancak muvazaa ya
da gizli bir takım işlemlerle kayıt altında bulunmayan tüm mal var-
lıklarının bir envanterinin ortaya çıkarılması amacına yönelik olduğu
anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle, 1936 tarihli beyannamenin vakfiye
olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı gibi, bu beyannamenin
cemaat vakıflarının taşınmaz mal edinmesinin önüne geçilmesi ama-
cıyla istendiği görüşü de yerinde değildir. Esasen yasakoyucu cema-
at vakıflarının sonradan taşınmaz mal edinemeyecekleri yönünde bir
iradeye sahip olsa idi, bu konuda 2762 sayılı Yasa’ya açık bir hüküm
koyma yönüne gidebilirdi.
Nitekim, Sungurbey de cemaat vakıflarınca verilen bu beyanna-
melerin yalnızca tasarruflarında bulunan taşınmazların kendi adlarına
tapuya tescili için yapılan bir bildirimden ibaret olduğunu, vakıfname
niteliğinde bulunmadığını, bu nedenle gerek 1328 tarihli Yasa’da ge-
rekse 2762 sayılı Yasa’da cemaat vakıflarının satış, bağış ya da vasiyet
yoluyla taşınmaz mal edinip edinmeyeceği hususunun açıkça belirtil-
mesine gerek görülmediğini ifade etmiştir
94
.
Bu bağlamda, 2762 sayılı Yasa’nın 44. maddesine ilişkin TBMM’nin
2.7.1956 günlü ve 1972 sayılı tefsir kararından da söz etmek gerekecek-
tir
95
. Söz konusu Tefsir Kararı’nda cemaat vakıflarının 16 Şubat 1328
(1912) tarihli Kanun’a kadar yalnızca kayden gayrimenkul tasarrufla-
rına izin verilmediğini, bu durumun bir takım hukuki, ekonomik ve
sosyal sakıncalar ortaya çıkarması nedeniyle adı geçen Kanun ile so-
runa çözüm getirildiği ifade edildikten sonra, 2672 sayılı Kanun’un 44.
maddesiyle de yasada öngörülen koşullar içerisinde cemaat vakıfları-
94
Sungurbey, a.g.e., s. 356.
95
2.12.1942 günlü, 8/24 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıyla, yaklaşık
iki bin yıl önce yaşamış hristiyan azizleri adına “nam-mevhum” olarak tapuya
tescil edilmiş cemaat vakfı taşınmazlarının vakıf adına tescili için bunların rıza
ve muvafakatlarının gerekli olduğu yolunda yerine getirilmesi olanaksız bir
koşulun öngörülmesi üzerine, cemaat vakıfları cemaatten birilerinin bu azizlerin
torunu olduğu yolunda komik mirasçılık belgeleri aldırtarak bu kişilerin rıza ve
muvafakatıyla vakfın taşınmazını tescil ettirme yoluna gidiyorlardı. Bu durumun
giderilmesi için söz konusu tefsir kararının alınması yoluna gidilmiştir.